iha video arşiv sitesi
Anasayfa / Video Detay

Video Detay

AK Parti Sözcüsü Çelik: "Bir provokatör olan Dendias haddini aşan açıklamalar ...

Video Özeti

(ANKARA-2) AK Parti Sözcüsü Çelik: "Bir provokatör olan Dendias haddini aşan açıklamalar yaptı. Meis adasına giderek oradan Doğu Akdeniz'deki silahlanmayı nasıl genişleteceklerini açıklayan sözler söyledi ve Türkiye'yi hedef aldı."

Video Hikaye

(ANKARA-2) AK Parti Sözcüsü Çelik: "Bir provokatör olan Dendias haddini aşan açıklamalar yaptı. Meis adasına giderek oradan Doğu Akdeniz'deki silahlanmayı nasıl genişleteceklerini açıklayan sözler söyledi ve Türkiye'yi hedef aldı." - "Sözleri Ege Denizi'nde boğulmadan bize ulaşamaz." - "İlk 4 madde ile bir tartışmamız yoktur. Daha önce de soruldu, sivil bir anayasa istiyoruz, darbe anayasasından kurtulmak ve milli iradeyi teşkil eden anayasa istiyoruz ama ilk 4 madde ile ilgili tartışma söz konusu değildir." ANKARA (İHA) - AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Sivil anayasanın yapılması bugün siyaset yapan, bugün yönetici olan, bugün akademisyen olan, bugün herhangi bir görevde olan herkesin gelecek nesillere bir borcudur" dedi. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, MYK toplantısı devam ederken basın toplantısı düzenlendi. Çelik, Çelik, toplantıda Teşkilat Başkanlığı, Medya ve Tanıtım Başkanlığı, Ar-Ge Başkanlığı tarafından yapılan sunumların yanı sıra, önümüzdeki kongre sürecine yönelik hazırlıklara değindi. Çelik, 12 Eylül faşist darbesinin 44. yıl dönümünde, darbenin Türkiye'ye verdiği zararları hatırlatarak, bu darbenin dış kaynaklı bir proje olduğunu ifade etti. "Sivil anayasanın yapılması bugün siyaset yapan, bugün yönetici olan, bugün akademisyen olan, bugün herhangi bir görevde olan herkesin gelecek nesillere bir borcudur." Türkiye'nin darbe anayasasından kurtulması gerektiğini ifade eden Çelik sözlerini şu şekilde sürdürdü: " Bütün darbeler aslında işte huzuru sağlamak için, anayasal düzeni korumak için derler. Bu tip bahanelerle ortaya çıkarlar. Ama her zaman sorulan soru şudur. Darbelerden bir gün önce var olan huzursuzluk darbeden bir gün sonra aynı güçler iş başındayken nasıl giderilememiştir? Dolayısıyla bu darbelerin aslında herhangi bir şekilde huzuru sağlamak ya da anayasal düzeni korumakla ilgili değil, belli bir siyasi projeyi hayata geçirmek, belli bir siyasi maksada ulaşmak üzere planlandığı ve icra edildiği çok açıktır. Burada darbeyi yapanların dış çevreler tarafından bizim çocuklar ya da bizim oyuncaklar diye anılması her zaman için bunun sembolü olmuştur. Burada da maalesef bu 12 Eylül darbesi bütün bu aynı 60 ihtilali gibi, postmodern darbeler gibi büyük zararlar vermiştir. Ama 12 Eylül darbesinin tabii en büyük zararlarından bir tanesi, o anayasayla ortaya çıkan ve Türkiye'deki sivil siyasetin üstünlüğünü, demokrasinin üstünlüğünü, demokratik gelişmeyi gasp eden sonuçlarıdır. Tabi burada sık sık bunu söylüyoruz. Bu darbe anayasasından Türkiye'nin kurtulması gerekir ve bunun kurtulması için de net bir şekilde ciddi bir anayasa, sivil anayasaya Türkiye'nin ihtiyacı vardır. Tabii ki 30 yıldan fazla sürede çok sayıda maddesi değişti. 19 kez değiştirildi. Sistemin çalışmasındaki dengeyi bozan, kendi iç bütünlüğü olmayan ama en önemlisi darbenin izlerinin hem lafzına anayasanın lafzına hem de ruhuna sindiği sonuçlar maalesef Türkiye'nin önünde engel olmaya devam etmektedir. Bir çok madde de değişiklik olmasan rağmen gelinen noktada kendi içinde bütünlüğü olan entegre ve sivil bir gözle yapılmış, milli iradeyi korumak, anayasal düzeni korumak, temel hak ve hürriyetleri geliştirmek, özgürlükleri korumak, Türkiye'yi önümüzdeki yüzyıla Türkiye yüzünde hazırlayacak sadelikte ve dinamizmde bir sivil anayasaya olan ihtiyaç, ihtiyaçtan öte bir zorunluluktur. En önemlisi de bunun gelecek nesillere bir borcumuz olmasıdır. Demokrasi konusundaki samimiyetlerden bir tanesi de bu anayasa sürecine destek vermekle ilgilidir. Hem sağdan hem soldan hem çeşitli kesimlerden herkes bu anayasanın değişmesi gerektiğini net bir şekilde ifade ediyor. Bu anayasanın değişmesi gerektiğini net bir şekilde ifade ediyor. Ama maalesef iş bunu hayata geçirmeye gelince bir sürü engeller oluyor. Çeşitli zamanlarda bu süreçlerin içinde bulunduk. Ama sistemi kitleyen bir takım tutumların aslında çeşitli yerlerde taktik manevralar gibi öne sürülerek stratejik düzeyde anayasa değişimini engellemek üzere işlevselleştirildiğini gördük. Onun için gerçekten Türkiye'yi lafzıyla ruhuyla halen bu darbe süreçlerini taşıyan bu anayasadan kurtarmak gerektiği açıktır. Sivil anayasanın yapılması bugün siyaset yapan, bugün yönetici olan, bugün akademisyen olan, bugün herhangi bir görevde olan herkesin gelecek nesillere bir borcudur." Sözcü Çelik, teşkilatların yaz dönemi boyunca yoğun çalışmalar gerçekleştirdiğini ve bu süreçte yapılan Türkiye buluşmalarının verimli geçtiğini ifade etti. Teşkilatların, Türkiye'nin demokratik ve müreffeh geleceği için önemli bir rol oynadığını vurgulayan Çelik, sivil siyasetin en yüksek adresinin AK Parti olduğunu ve bu siyasetin vatandaşın taleplerini dikkate alarak şekillendiğini belirtti. Çelik, Türkiye Buluşmalarının Son derece verimli olduğunu teşkilatların kendi siyasetlerin vatandaşlarla buluşturma bakımından çok güzel köprüler kurduğunu gösterdiğini söyledi. Çelik, CHP'nin son dönemlerde yaşadığı savrulmalar ve değişen stratejilere de değindi. CHP'nin "helalleşme" ve "normalleşme" süreçlerinin ardından, son dönemde Cumhurbaşkanına hakaret edenleri himaye etmeye dönüştüğünü söyledi. Çelik, bu durumun vatandaşlar tarafından olumsuz karşılandığını ve AK Parti'nin siyasetteki güçlü duruşunun sürdüğünü belirtti. Çelik, "Helalleşmeden normalleşmeye normalleşmeden cumhura hakaret edenleri himayeye dönüşen bir süreç. Tabii vatandaşımız da bunun notunu vermektedir. Çünkü bu işler uzun yürüyüşler içerisinde tutarlılık gerektirir. Tutarlılık olmadığı zaman herhangi bir şekilde bundan netice alınması mümkün değildir. Sivil siyasetin en yüksek adresi demokrasinin en büyük taşıyıcısı bugün AK Parti'dir. Türkiye yüzünden taşıyacak irade de AK Parti'de ve Cumhur İttifakı'nda somutlaşmaktadır" dedi. Sözcü Çelik, Filistinli şehit Ayşenur Ezgi Eğgi'yi anarak, İsrail'in Gazze'deki saldırılarını kınadı. İsrail güçleri Ayşenur Ezgi Eygi'yi doğrudan hedef alarak öldürdüğünü belirten Çelik, "Burada bunu yapanların, bu emri verenlerin hepsinin cinayetten yargılanması gerekir. Fakat işte bir çifte standartta burada görüyoruz. Bazı basın kuruluşları net bir şekilde Ayşenur kardeşimizden bahsederken, yani barış isteyen birinden, Gazze için yüreği atan birinden, başka bir coğrafyada yaptığı kariyer çerçevesinde rahatça yaşayacakken insanlık vicdanının yanında saf tutan birini hedef alan bu katliam karşısında tutup onunla ilgili haber yaparken Ayşenur'la ilgili militan diyorlar. Bunlar barışı savunan herkese militan derler. Bunlar adaleti savunan herkese militan derler. Bunlar insanlık adına vicdani bir hassasiyet gösteren herkese militan derler. Çünkü bunların ruhları kirlenmiştir. Bunların akılları kirlenmiştir. Bunların yegane amacı insanlığı daha büyük kaosun içerisine sokmaktır. Biz bunların her zaman için yaptıklarında kendileriyle ilgili ufacık bir söz konusu olduğunda bunu dünyanın en önemli meselesi haline getirirler. Ama bir başkası kendileri tarafından katledildiği zaman hemen yalan makinesini çalıştırarak onu militan diye suçlamaya başlarlar. Tabi bunun bir de alt payandaları var, alt destekçileri var. Onlar da Ayşenur kardeşimizi kimin öldürdüğünü belirtmeden öldürüldü diye geçiyorlar. Peki kim öldürdü? Niye öldü? Bütün bunları yazmıyorlar. Niye? Yine orada bu katliam makinesini savunmaya dönük bir şey var. Bunun üçüncü ayağında da şu var, yukarıdan aşağı saydığımızda bir takım haberler de maalesef Türkiye'nin içinde de bazıları yaptı bunu. İsrail güçlerinin Netanyahu'nun katliam şebekesinin istemeden ve doğrudan olmayan bir sebeple bu olaya sebebiyet verdi. Amerika Birleşik Devletleri Başkanı da önce yeterince bilgi sahibi değilim dedi. Sonra İsrail güçleri istemeden ve doğrudan olmayan bir şekilde bunu yapmış dedi. Tepkiler olunca daha güçlü bir söz söyleme ihtiyacı hissetti. Dolayısıyla mesele Netanyahu gibi bir katliam şebekesi olunca hakikatin nasıl eğilip büküldüğünü adaletin nasıl taciz edildiğini hakkaniyetin nasıl hedefe koyulduğunu bir kere daha görmüş olduk. Esas mesele budur. Ruhları kirleten, akılları kirleten, vicdanların üzerinde ipotek koymaya çalışan ve insanlığın adalet aracını gasp etmeye çalışan bu katliam şebekesine teslim olanların yaptığı bu katliam şebekesinin suçu kadar ağırdır. Buna teslim olmak kadar, bu süreci sessizce geçiştirmeye çalışmak kadar bu bahsettiğim kavramsal oyunlarla işte militan diyerek öldürüldü diyerek istenmeden ve doğrudan olmayan sebeplerle bu eylem ortaya çıktı denilerek bunu örtbas etmeye çalışmak kadar alçakça bir durum yok. Gelinen noktada maalesef en büyük zararı insan hakları bilincine veriyorlar. Ama ne olursa olsun Gazze meselesi insanlığın aklının temizlenmesinde, ruhunun temizlenmesinde, adalet fikrinin yüceltilmesinde, insan haysiyetinin yüceltilmesinde şehitlerinin bereketiyle yeni bir sayfa açılmasına vesile olmaktadır. Şehitlere bir kere daha Ayşenur kardeşimize ve oradaki bütün şehitlere Cenab-ı Allah'tan rahmet diliyoruz" diye konuştu Çelik, Yunanistan ile diyalog sürecinde yaşanan gelişmeleri değerlendirdi. Çelik, Başbakan Kiryakos Miçotakis'in diyalog ve normalleşmeye yönelik mesajlarına rağmen, Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias'ın Türkiye'yi hedef alan açıklamalar yaptığını söyledi. Çelik, Dendias'ın açıklamalarının Miçotakis'in başbakan olarak koyduğu irade ile çeliştiğini ve diyalog sürecini sabotaj etmeyi amaçladığını belirtti. Çelik, Doğu Akdeniz’deki gelişmelere ve dış müdahalelere dair değerlendirmelerde bulunarak, bölgedeki sorunları çözmeye gelenlerin aslında sorunları daha karmaşık hale getirdiğini vurguladı. Kıbrıs meselesine dışarıdan müdahale edenlerin gerçek çıkarlarının peşinde olduğunu ifade etti ve bölgenin sağduyulu bir şekilde yönetilmesi gerektiğini belirtti. Provokatörlere meydan verilmemesi gerektiğini de sözlerine ekledi. Anayasa ile ilgili olarak Çelik, Anayasanın ilk dört maddesi konusunda herhangi bir tartışma olmadığını ve bu maddelerde herhangi bir değişiklik teklifinin olumlu görülmediğini belirtti. Sivil bir anayasa hedeflediklerini, ancak mevcut ilk dört maddenin değiştirilmesi önerilerine karşı olduklarını vurguladı. Çelik, Anayasanın ilk dört maddesi konusunda herhangi bir tartışma olmadığını ve bu maddelerde herhangi bir değişiklik teklifinin olumlu görülmediğini belirtti. Sivil bir anayasa hedeflediklerini, ancak mevcut ilk dört maddenin değiştirilmesi önerilerine karşı olduklarını vurguladı. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Ayşenur Ezgi Eygi'nin cenazesinde konuşmadığı için Meclis Başkanı Kurtulmuş ile cenaze adabına yakışmayan bir diyaloğa girdi. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz? sorusuna Çelik, "Burası bir cenaze. Özgür bey keşke bu konuşmayı şehidin babasının yanında yapmasaydı. Kuşkusuz herkesin mesajı Ayşenur'un şehadetini selamlamaktı. Özgür bey iki hata yaptı biri Ayşenur'un fedakarlığını bir ideolojiye indirgedi. Bu doğru bir şey değil. Gazze bir insanlık meselesidir. İkincisi cenazeler siyasi partilerin nutuk atacağı yer değil. Devleti temsil eden makam duygu ve düşünceleri paylaşıyor. Oradaki en üst makam Meclis Başkanlığı makamıdır. Herhangi bir siyasi indirgeme yapmadan Ayşenur'un, insani değerlerin safında konuşuyor. Zaten siyasi bir konuşma yapılmıyor. Devlet hayatının standartlarını Özgür Bey koymuyor" ifadelerini kullandı. Fransa’da PKK yandaşlarının düzenlediği festivalde terör örgütü propagandalarının yapılmasını çifte standart olarak değerlendiren Çelik, Fransa’nın terör örgütlerine destek veren tutumunu eleştirdi. Fransa’daki bir çimento firmasının PKK ve DAEŞ gibi terör örgütlerine destek verdiğini ve bu desteklerin Fransız istihbaratının bilgisi dahilinde yapıldığını ifade etti. Çelik, Fransa’nın demokrasi ilkesinden saparak terör örgütlerine destek verdiğini ve bunun demokrasi açısından büyük bir zarar olduğunu belirtti. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, erken seçim ile ilgili Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a seslenerek, "İşsizliği engelleyemeyenin, yoksulluğu bitiremeyenin, fiyatları indiremeyenin gideceği yer seçim sandığıdır. Kaçamazsınız; geçim yoksa seçim var" ifadelerini kullandı. Nasıl değerlendiriyorsunuz? sorusuna Çelik, Özgür Bey, 'Erken seçim talebimiz olmayacak' demişti. Seçimlerin üzerinden çok zaman geçmedi. Demek ki kendilerine ödünç verildiğini düşündüğü oyları hak etmediklerini ve bu sonucu alamadıklarının ifadesidir. Biz bize verilen muhafazakar, Kürt demokratlardan ödünç oylar olduğunu biliyoruz. 'Erken seçim istemeyeceğiz, hizmetlerimiz ile vatandaşın huzuruna çıkacağız' demişti. Bu gerçekleşmedi demek ki. Erken seçim yoktur. Erken seçim olunca CHP Genel Başkanı kim olacaktır, tüm tartışma bundan ibarettir" ifadelerini kullandı.

Video Bilgileri

ANKARA, TÜRKİYE

16 Eylül 2024 19:03:48

Politika


Abone Servisi

Abone Servisi
+90 (212) 454 3303


facebook twitter

Yorum Ekle