iha video arşiv sitesi
Anasayfa / Video Detay

Video Detay

Diyarbakır’da 5 ve 11 bin yıllık 6 adet mezar bulundu

Video Özeti

(DİYARBAKIR-ÖZEL-DRON) Diyarbakır’da 5 ve 11 bin yıllık 6 adet mezar bulundu

Video Hikaye

(DİYARBAKIR-ÖZEL-DRON) Diyarbakır’da 5 ve 11 bin yıllık 6 adet mezar bulundu - Çayönü Tepesi kazılarında hediyeleriyle gömülen mezarlar gün yüzüne çıkartıldı DİYARBAKIR (İHA) - Diyarbakır’ın Ergani ilçesindeki Çayönü Tepesi kazılarında 5’i 5 bin, 1’i 11 bin yıllık 6 adet mezar bulundu. Çayönü Tepesi’ndeki kazılar, 1964'te başlayıp günümüze kadar devam ediyor. Dünya uygarlık tarihine ışık tutan, göçebelikten yerleşik yaşama, avcılık ve toplayıcılıktan üreticiliğe geçilip tarıma ilk başlanılan yerler arasında bulunan alanda, tarihi eserlerin gün yüzüne çıkarılması için çalışma yürütülüyor. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Çanakkale Uygulamalı Bilimler Fakültesi Müzecilik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Savaş Sarıaltun başkanlığında yürütülen arkeolojik kazılarda bu yıl, 5’i 5 bin, 1’i 11 bin yıllık 6 adet mezar bulundu. Kazı Başkanı Sarıaltun, Çayönü Tepesi 2025 yılı kazı çalışmalarında mayıs ayında başladıklarını, 5 aylık bir kazı sezonunda çok sayıda buluntu ve veriyi açığa çıkarttıklarını söyledi. Bu sene bu anlamda şanslı olduklarını belirten Sarıaltun, bugün de ilk Tunç Çağı mezarlarını kazdıklarını kaydetti. ''Bireylerin yanına kap kacak hediye olarak gömülmüş'' Sarıaltun, daha öncede tespit ettikleri mezarların da olduğuna değinerek, "Ama bu sene için mezar sayısı 6. 6 mezar kazdık, 3 tanesi şu an kaldırıldı. 3’ünde yoğun bir şekilde çalışmaları devam ediyor. İlk Tunç Çağı verileri için önemli. Çünkü neolitiğin başından beri yerleşik yaşama geçmiş Çayönü ahalisi ya da toplumunun en azından ilk Tunç Çağı ilk aşamasına kadar geldiklerini ve birçok mimari veriyle de mezarları, ölü kültürleri, ritüelleriyle burayı yaşam olarak edindiklerini biliyoruz. MÖ. 10 bin yılından MÖ. 3 bin yılına kadar yaklaşık 7 bin yıllık bir süreçte birçok veriye sahibiz. Bu da bunlardan bir tanesi. Bu sene 6 mezar tespit ettik" dedi. Bu mezarların 2 tanesinin basit gömü olduğunu bildiren Sarıaltıun, ''Yani toprağa bir çukur kazıp içine bireyleri gömmüşler. Onların mezar hediyeleri yoktu. Bir tanesinde çok tahrip olmuş küp mezar. Tahrip olmasının sebebi yüzeye çok yakın. Arkamda görmüş olduğunuz sandık tipi mezarlarda yoğun bir buluntu da var. Bireylerin yanına kap kacaklar hediye olarak konmuş. Bununla beraber çevresinde 2 tane bildiğimiz bir hediye çukuru da var. Bunlar içinde mezar olmayan, sadece gömü hediye konulan mezar görünümlü çukurlardır. Hem tüm kaplar açısından hem de iskeletlerin verisi açısından bu sene biraz daha şanslıyız" diye konuştu. Tam 11 bin yıl öncesine ait mezar bulundu İskeletlerin verisinin çok önemli olduğunu aktaran Sarıaltun, konuşmasını şöyle tamamladı: "Bireylerin mekanlarını buluyoruz. Ama hangi bireyler ne yemişler, nasıl bir hastalığa sahip olmuşlar, nasıl ölmüşler bunları anlamamız için de iskeletleri buluyor olmamız önemlidir. Bu açıdan bu sene hem mekanları bulmamız hem de onların buluntularıyla birlikte iskeletleri bulmamız topluluğu anlamak için çok daha nitelikli veriler sağlıyor. Şu anda kazı yaptığımız mezarlar günümüzden 5 bin yıl önce, 6 mezarın 5’i ilk Tunç Çağına ait. 1 tane de mezar ise Neolitik döneme, 11 bin yıl önceye ait." Hacettepe Üniversitesi Antropoloji Bölümünden Ömür Dilek Erdal ise 6 adet mezarı gün ışığına çıkartıldığını ifade etti. Bunlardan bir tanesinin Neolitik Dönem, diğerlerinin erken Tunç Çağı mezarları olduğunu anlatan Erdal, "Erken Tunç Çağı mezarları hemen yanda gördüğünüz gibi taş sanduka şeklinde yapılıyor ve üzerine bir blok taşla kapatılıyor. Burada gördüğünüz mezar, basit bir çukur kazılmış. Çukur kazıldıktan sonra ölü sağ tarafına yan yatırılmış. Üzerine hediyeleri bırakıldıktan sonra killi bir tabaka örtülmüş ve onun üzerine iki tane ağır blok taş kapatılmış. Bizim için ilginç mezar oldu. Şimdilik 6 tane kabıyla birlikte gömülmüş" şeklinde konuştu. Cinsiyeti hakkında erkek olabileceği tahmin ettiklerini belirten Erdal, "Çünkü hepsi daha açığa çıkmadı. İskeletler analizler için Hacettepe Üniversitesi antropoloji laboratuvarına götürülüyor. Orada ne yediler, ne içtiler, nasıl yaşadılar, yaşam biçimleri nasıldı. Bunlarla ilgili genel bilgiler elde edilmekle birlikte DNA’ları da çalışılıyor. Şimdiye kadar 600’ün üzerinde iskelet çıkartıldı. Bunların büyük bir çoğunluğu Neolitik Döneme ait olmakla birlikte erken Tunç Çağı iskeletlerini de içeriyor. Neolitik dönemi iskeletleri ise hem antropolojik açıdan hem de DNA molekülleri açısından analizleri devam ediyor. Biten analizler bize şunu gösteriyor. Neolitik Dönem insanı, hem Mezopotamya hem İran, Irak ve Kafkasya ile iletişim halinde bir topluluk. Burada heterojen bir kültür oluşturmuşlar. Bu kültürü de erken Tunç Çağıyla birlikte devam ettirerek Anadolu’ya aktarmışlar. Dolayısıyla Çayönü, heterojen yapısının bize gösterdiği önemi bir merkez olmasıdır. Uzun süreli kazılar aslında ileride de devam ettiği takdirde nasıl bir değişimin olduğunu işaret edecektir. İskeletlerin analizleri şimdiye kadar bunların tarımcı olduklarını ve ağır işler ile yoğun aktiviteler yaptıklarını işaret ediyor'' dedi. (RK-YRT

Video Bilgileri

DİYARBAKIR, TÜRKİYE

26 Eylül 2025 14:04:39

Kültür Sanat


Abone Servisi

Abone Servisi
+90 (212) 454 3303


facebook twitter

Yorum Ekle