iha video arşiv sitesi
Anasayfa / Video Detay

Video Detay

Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Başkanı Karadurmuş: "Pozitif bilime inanın, erken ...

Video Özeti

(ANKARA) Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Başkanı Karadurmuş: "Pozitif bilime inanın, erken tanıyı kaçırmayın ve sağlığınızı ertelemeyin"

Video Hikaye

(ANKARA) Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Başkanı Karadurmuş: "Pozitif bilime inanın, erken tanıyı kaçırmayın ve sağlığınızı ertelemeyin" ANKARA (İHA) - Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Nuri Karadurmuş, "Halkımızdan isteğimiz pozitif bilime inanın, erken tanıyı kaçırmayın ve sağlığınızı ertelemeyin" dedi. Türk Tıbbi Onkoloji Derneği tarafından, 4 Şubat Dünya Kanser Günü kapsamında basın toplantısı düzenlendi. Toplantıda Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Nuri Karadurmuş, Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Genel Sekreteri Doç. Dr. Deniz Can Güven, Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyeleri Prof. Dr. Mehmet Ali Nahit Şendur ve Prof. Dr. Gökşen İnanç İmamoğlu açılış konuşmalarını gerçekleştirdi. Ankara'da düzenlenen toplantıda Türkiye ve dünyada kanserle ilgili güncel veriler, tarama yöntemleri ve erken teşhisin önemi, kanser riskini artıran faktörler, alınabilecek önemler gibi konu başlıkları ele alındı. "Kanser bir halk sağlığı sorunu" Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Nuri Karadurmuş, dünyada her yıl 20 milyon insanın kanser tanısı aldığını belirterek, Türkiye'de bu sayının 240 bin olduğunu dile getirdi. Ölümlerin yüzde 20'sinin kanser yüzünden gerçekleştiğini belirten Karadurmuş, "Bizim mottomuz Türk Tıbbi Onkoloji Derneği olarak ‘hayat için bilimin izinde'. Diyoruz ki; ‘Pozitif bilime inan, erken tanıyı bir an önce yakala, kaçırma ve gerçekten sağlığını erteleme' diyoruz. Çünkü kanser bir halk sağlığı sorunu" diye konuştu. Türkiye'de kanser tedavisinin eskiye oranla daha iyi bir nokta olduğunu söyleyen Karadurmuş, "1950-2000 yılları arasında bir insanoğlunun kansere bağlı beş yıllık sağ kalım oranı yüzde 59'lardaydı. Ama 2026'da artık şunu biliyoruz; yüzde 70'lerde" ifadelerini kullandı. "Pozitif bilime inanın, erken tanıyı kaçırmayın ve sağlığınızı ertelemeyin" Bitkisel desteklerin yalnızca takviye olarak kullanılabileceğini, tedavi amaçlı kullanımda tek başına yeterli olmadığının altını çizen Karadurmuş, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bitkisel destekler bir takım yardımla hastaların dinçliğinde kısmi bir destek olabilir. Ama siz şunu derseniz, ‘kanseri tedavi edeceğiz, kemoterapiye gerek yok, akıllı ilaca hiç gerek yok' derseniz yanlış yapmış olursunuz ve gerçekten tedaviyi öteleyip erken evredeki bir hastayı evre 4 konumunda tıbbi onkoloji uzmanına gecikmiş olarak, umutlarını azaltmış olarak çıkarsınız. Onun için halkımızdan isteğimiz pozitif bilime inanın, erken tanıyı kaçırmayın ve sağlığınızı ertelemeyin." mRNA aşılarının gelecekte kanser tedavisindeki etkisine ilişkin değerlendirmede bulunan Karadurmuş, "mRNA aşıları gelecekte kanserin yörüngesini çok pozitif anlamda etkileyecek, ivmelendirecek bir durum" dedi. "Hastalarımızın sonuçlarını daha da iyileştirmek bizim birinci hedefimiz" Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Genel Sekreteri Doç. Dr. Deniz Can Güven ise, kanser tanısının artık tarama testleriyle erken teşhis edildiğini aktararak tütünle mücadelenin de başarıyla sürdürüldüğünü ifade etti. Güven, sözlerine şöyle devam etti: "Tütün kontrol konusundaki mücadeleler, yine obezite ile olan mücadele bunların yanında aşılama gibi mücadelelerle birlikte ve tedavi alındık gelişmelerle birlikte sağ kalımlar artmakta. Ülkemizde erkeklerde en sık kanser maalesef hala akciğer kanseri dolayısıyla tütün kontrolü konusunda hala çok ciddi aksiyon almamız gerekiyor. Bunun yanında prostat kanseri yine önemli bir sorun erkeklerde. Üçüncü olarak da kalın bağırsak yani kolorektal bölge kanserleri. Burada da kolonoskopi taramalarının artması gerekiyor. Kadınlarda ise meme kanseri, özellikle erken tanı alabiliyor Kanser Erken Teşhis Tarama ve Eğitim Merkezleri (KETEM) ile. Bunların yanında akciğer kanseri artışımız var kadınlarda. Dikkat etmek gerekiyor. Bir de üçüncü olarak rahim ağzı kanseri için de taramalar ve HPV aşısını gündemimize almamız gerekiyor. Bunlarla birlikte hastalarımızın sonuçlarını daha da iyileştirmek bizim birinci hedefimiz olmakta." Güven, kadınlarda eskiye oranla tütün kullanımının artmasından dolayı akciğer kanserinin de görülme oranında artış olduğunu dile getirdi. Obezite ve sigara kullanımı kanser riskini artırıyor Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Mehmet Ali Nahit Şendur da, "Tüm kanserlerin yüzde 30'u ile 50'sinin çevresel faktörler ve önlenebilir nedenler olduğunu biliyoruz. İki neden söyleyeceğim; Birincisi sigara. Tüm kanserlerin yüzde 20'yle 30'undan sorumlu. Sadece akciğer kanseri, ülkemizde 40 binden fazla kişinin maalesef tanısında rol oynayan bir hastalık. Bunun dışında da baş boyun kanserlerinden, kolon kanseri, rahim kanseri, birçok kanserde gerçekten de sigaranın önemli rol oynadığını söyleyebiliriz. Sigarayla mücadele aynı zamanda kanserin önlenmesi bir primer koruma dediğimiz halk sağlığı yaklaşımı olarak da bizler için önemli bir rol oynamaktadır. İkincisi obezite. Obezitenin, hareketsiz yaşamın da aynı sigara gibi benzer oranda bir oluşturduğunu ve hareketsiz yaşamla obezitenin de gerçekten de kanser için önemli bir risk oluşturuyor" dedi. Şendur, 30 yıl önce kanser tedavisinde yalnızca kemoterapi olduğunu anlatarak "Temmuz 2025'ten itibaren Türkiye'de 25 farklı endikasyonda ek ödeme aldı. Bu da bizim için çok büyük bir fırsat. Bilgi gelmeye devam ediyor, kullanım alanları genişliyor. O nedenle immünoterapiler bugün kanser tedavisinde ileri evrede bile şifadan bahsedebileceği bir tedavi oldu" değerlendirmesinde bulundu. "Bilimsel olmayan yöntemler hastalarımızın en değerli varlığını kaybetmesine sebep oluyor" Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Gökşen İnanç İmamoğlu, "Bilimsel olmayan yöntemler hastalarımızın en değerli varlığını kaybetmesine sebep oluyor, ‘zamanı'. Belki erken dönemde tamamen kür olabilecek bir hastalığı normal bir bilimsel olarak kanıtlanmış yöntemlerle tedavisini hastaların geciktirmekte ve ileri dönemlerde belki kür şansını kaybettikten sonra ulaşmasını ya da hiç ulaşmamasına sebep olmakta" diye konuştu. Tamamlayıcı tedavilerin kanserin asıl tedavisi olduğuna dikkati çeken İmamoğlu, "Alternatif tedaviler ilaç tedavisi, cerrahi tedavi ve radyoterapi gibi yöntemlerin yerini alan ve hastaların bu yöntemler yerine bitkisel kürlerle ya da çeşitli başka buna benzer yöntemlerle tedavisini yaptığı bir kavram olarak karşımıza çıkarken tamamlayıcı tedavi bilimsel olarak tanımlanmış cerrahi, kanserin ilaçla tedavisi ya da radyoterapi gibi tedavi yöntemlerini destekleyen, bunların yan etkilerini azaltmaya yönelik yöntemler ve bunlar da yine hekim kontrolünde yapılması gereken yöntemler olarak karşımıza çıkıyor" ifadelerine yer verdi.

Video Bilgileri

ANKARA, TÜRKİYE

04 Şubat 2026 10:37:56

Sağlık


Abone Servisi

Abone Servisi
+90 (212) 454 3303


facebook twitter

Yorum Ekle