(BURDUR) CHP Genel Başkanı Özel: "İran'ın kararını İran halkı verecektir"
(BURDUR) CHP Genel Başkanı Özel: "İran'ın kararını İran halkı verecektir" - "Türkiye'nin İran konusunda çok dikkatli, sivilleri gözeten İran'ın toprak bütünlüğüne dikkat eden, dikkatli bir diplomasi sürecini takip etmesi gerekir" - "İran'ı kurtarmak ne Trump'a ne eli kanlı Netanyahu'ya düşmüştür" BURDUR (İHA) - CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Burdur'da "Millet İradesine Sahip Çıkıyor" mitinginde yaptığı konuşmada, "Türkiye'nin İran konusunda çok dikkatli, sivilleri gözeten İran'ın toprak bütünlüğüne dikkat eden, dikkatli bir diplomasi sürecini takip etmesi gerekir. İran'ı kurtarmak ne Trump'a ne eli kanlı Netanyahu'ya düşmüştür. İran'ın kararını İran halkı verecektir" dedi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Burdur'da partisinin "Millet İradesine Sahip Çıkıyor" mitingine katıldı. Mitingde konuşan Özel, "Bu sabah ben Muhittin Başkana ulaşmak için günün erken saatlerinde uçağa giderken Bolu'dan bir haber geldi. Bolu Belediye Başkanımız Tanju Özcan'ı jandarma tarafından çağrılsa gideceği, zaten her gün çöpünü aldığı, önünü temizlediği, her gün hizmet ettiği Bolu'nun adliyesine jandarma zoruyla götürdüler. Maksat itibar suikastı, amaç küçük düşürmek, amaç suçluymuş gibi göstermek. Hal böyle olunca biz Bolu'ya hukukçu arkadaşlarımızı, siyasi arkadaşlarımızı yönlendirdik. 'Neymiş, ne soruyorlarmış?' dedik. Cevap geldi, cevap geldi. Suçlandığı husus şu: Bir vakıf var, vakıf. Bu vakfa para giriyor, para çıkıyor. Çıkan para Bolu'da, Boluluların; Bolu'da ve Türkiye'de okuyan çocuklarına ya da yoksul ailelerin Bolu'ya gelmiş çocuklarına burs veren vakıf. Bu vakfa iş insanları yardım yapmışlar. Biz kimlerin lakabının yüzde 10 olduğunu, kimlerin tarifeyi yüzde 10'dan 20'ye çıkardığını, 'Benim dönemimde zengin oldun, nasıl başka tarafa selam verirsin?' diye mala çökenleri biliyoruz. Biz kazanılan her kuruştan payını isteyenleri de biliyoruz. Biz şu kadarını biliyoruz; bizim arkadaşlarımızın kör kuruşa tenezzül etmediğini, ne yaptıysa şehir için, kent için, fakirin fukaranın kursağından geçecek bir şey için yaptığını biliyoruz, hepsiyle de gurur duyuyoruz" şeklinde konuştu. "İran'ın kararını İran halkı verecektir" İran ve ABD arasında yaşanan olaylara da değinen Özgür Özel, "İran'da bizim destekleyemeyeceğimiz, yaptığı muamelelerle çok eleştirdiğimiz, bilhassa kadın hakları konusunda son derece sorunlu yönetim var. İran'ın kendi geleceğini tayin etmesi demokratik yönetim en büyük temennimiz. Ama şimdi Trump ile Netanyahu, sivillerin hayatını kaybedeceği bir saldıraya giriştiler. Türkiye'nin İran konusunda çok dikkatli, sivilleri gözeten İran'ın toprak bütünlüğüne dikkat eden, dikkatli bir diplomasi sürecini takip etmesi gerekir. İran'ı kurtarmak ne Trump'a ne eli kanlı Netanyahu'ya düşmüştür. İran'ın kararını İran halkı verecektir" diye konuştu. "Türkiye'nin öncelik belirleme sorunu vardır" Türkiye'nin öncelik belirleme sorunu olduğunu ifade eden Özel, "Cumhuriyet Halk Partisi'nin tüm belediyeleri, teker teker yapılan bütün ölçümlerde, çok ufak tefek istisnalar hariç, seçildiklerinden çok daha iyi bir noktadalar. Memnuniyetin en temeline gittiğinizde eskiden yapılan borçların eridiğini görüyorsunuz; aynen Burdur'da olduğu gibi. Bizim İller Bankası paylarımız yüzde 40 kesiliyor ama yeni aldığımız belediyelerde yine de borçlarımız eriyor. Ayrıca CHP seçim kazanmadan önce özellikle küçük ilçelerde ya da nüfusu daha az olan illerde 'CHP gelirse sosyal yardımları keser' yalanının çöktüğünü; en az artan yerde 3 kat arttığını, ortalama sosyal yardımların belediyelerimizde 5 kat arttığını, kreşlerin ve okul çağındaki çocuklara yapılan desteklerin büyük bir karşılık gördüğünü görüyoruz. Bugünkü iktidar maalesef zengini seven, fakiri görmeyen, emekliye selam vermeyen, emekçinin sesini duymayan, çiftçinin derdiyle dertlenmeyen, süt üreticisinin derdini tasasını duymayan, varsa yoksa zengine çalışan bir iktidardır. O yüzden Türkiye'nin kaynak sorunu yoktur, Türkiye'nin öncelik belirleme sorunu vardır" ifadelerini kullandı. "Darbenin hiçbir türlüsüyle işimiz olmaz" 28 Şubat postmodern darbenin yıldönümü olduğunu hatırlatan Özel, "Bugün 28 Şubat. Tarihe postmodern darbe diye geçen bir darbenin yıldönümü. Darbenin hiçbir türlüsüyle işimiz olmaz. 15 Temmuz akşamı darbeye kalkıştılar. Tayyip Bey'in ne istediyse zamanında verdikleri, bir dediğini iki etmedikleri, altına F-16 verdikleri geldi meclisi vurdu. Altına tank çektikleri gitti milleti ezdi. Biz o gün anında önce Ankara'daki arkadaşları topladık. Meclis Başkanı'nı, başkanvekillerini, diğer partileri aradık. Bilhassa AK Parti'ye 'Gün demokrasinin yanında durma günüdür' dedik. 'Meclisi açın, birlikte direneli' dedik. Tayyip Bey'in yaptığı bütün kötülüklere, AK Parti ile bütün rekabetimize rağmen darbe gecesi milletin seçtiğinin, milletin tercihlerinin arkasında durduk. 28 Şubat'ın sözde mağduru, 19 Mart'ın zalimidir. Erdoğan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı'yken rüşvetten, zimmetten, irtikaptan, ihaleye fesat karıştırmaktan, devleti yıkmaya niyetlenmiş terör örgütüne destek çıkmaktan yargılanmıştır. Ancak bir gün varsa çıksın söylesin bir gün sabah kapısına polis gitmemiştir. O dönemler, o çok eleştirdiği dönemlerde dahi bir gün gözaltında kalmamıştır. Bir gün tutuklu yargılanmamıştır. Yargılandığı tüm davalarda tutuksuz yargılanmış, cezası birinci kademede verildikten sonra yine tutuklanmamış, cezası Yargıtay'da kesinleşene kadar görevinin başında durmuş. Kesinleşince telefonla çağrılmış, mitingle Saraçhane'den ayrılmış, davulla zurnayla Pınarhisar'a yollanmış, Pınarhisar'da sayısız ve sınırsız ziyaretçi kabul etmiş ve içeride ses kayıt cihazıyla şiir albümü yapmış birisidir. Peki şimdi, bugün bu olaylar yaşandıktan 30 yıl sonra, güya daha modern, daha gelişmiş, daha demokratik olması gereken Türkiye'de aynı suçlarla, çok daha azıyla suçlanan bugünkü İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı sabahın 6'sında 5'inde kapısına binlerle polis gidilerek gözaltına alınmış, dört gün Vatan Emniyet'te tutulmuş, ön seçime gireceği gün cumhurbaşkanı adayı olarak ön seçime gireceği gün tutuklanıp Silivri'ye konmuştur. Erdoğan görmediğini göstermekte, ona yapılmayan kötü muameleyi yapmakta, kul hakkına girmekte, milletin kararına dikleşmektedir. Buradan kendisini bir kez daha uyarıyorum: 2019'da İstanbul'da 25 yıl sonra millet senin dediğini değil bir başkasını seçti. Olunca milletin tercihine saygısızlık edip, hürmetsizlik edip seçimleri iptal ettin. İptal ettiğin seçimlerde koca İstanbul'da, 16 milyonluk İstanbul'da fark 13 bindi. 45 gün sonra seçim yapıldı, fark 806 bin oldu. Bu nedir? Biz ne yaptık 45 günde 800 bin kişiyi ikna edelim? Hiçbir şey yapmadık. Millet haksızlığa karşı çıktı. Millet 'Kararı ben veririm, bugüne kadar senin dediklerine verdim, bir kez vermedim karşıma dikildin. Ben böyle hasetlikten hoşlanmam" dedi.