iha video arşiv sitesi
Anasayfa / Video Detay

Video Detay

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Kadın erkeğin arkasında değil, bilakis erkeğin yanı ...

Video Özeti

(İSTANBUL) Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Kadın erkeğin arkasında değil, bilakis erkeğin yanı başındadır. Omuz omuza, kadın erkek demeden hepimiz bir bütünün ayrılmaz parçalarıyız. Kadın erkek fark etmeksizin hepimiz aynı bağın gülü, aynı sazın telleriyiz"

Video Hikaye

(İSTANBUL) Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Kadın erkeğin arkasında değil, bilakis erkeğin yanı başındadır. Omuz omuza, kadın erkek demeden hepimiz bir bütünün ayrılmaz parçalarıyız. Kadın erkek fark etmeksizin hepimiz aynı bağın gülü, aynı sazın telleriyiz" -"Bugün maalesef başta bölgemiz olmak üzere dünyanın farklı yerlerinde çatışma var. Bunun acısını en çok kadınlar çekiyor. Bugün dünya büyük bir gelir dağılımı adaletsizliği ile karşı karşıya; bundan en çok kadınlar mağdur oluyor" -"Bugün dünyada batıl inançlardan, asabiyetten, yanlış örf ve adetlerden kaynaklanan ayrımcılık var; bu durum en çok kadınları olumsuz etkiliyor" -"Komşumuz İran'da olduğu gibi, nerede bir yangın varsa oraya su taşımaya; nerede bir yara kanıyorsa ona merhem olmaya çalışıyoruz" -"Ülkemizin insani değerleri merkeze alan haysiyetli duruşunun en büyük bekçisi hanım kardeşlerimizdir" -"Umutlarımızı kıran her türlü olumsuzluğa rağmen, daha adil bir dünyanın mümkün olduğu inancıyla ülkemizin kutlu mücadelesine verdiğiniz destek için bir kez daha hepinize teşekkür ediyorum" -"Devletimiz, merhum Kemal Tahir'in dediği gibi "Devlet Ana" ise bu, sizin kuşatıcı ana şefkatiniz ve hamiyetiniz sayesindedir. Peşpeşe savaşlardan ve en son istiklal harbinden sonra yorgun düşen ülkemizi ayağa kaldırmışsak, Cumhuriyetimizi her gün güçlendirerek 103 yaşına getirdiysek bunda kadınlar olarak fedakarlıklarınızın, emeklerinizin yadsınamaz payı vardır" -"Karşılaştıkları tüm zorluklara ve engellemelere rağmen üretimde, çalışmada canlarını dişe katarak eşsiz katkılar yapmıştır" -"Her kim ne adına ve hangi bahaneyle olursa olsun ayrımcılık yapıyorsa, bu milletin asli kimliğini oluşturan değerlere ihanet ediyor demektir" -"Her kim kadına ve çocuğa şiddet uyguluyorsa, daha kötüsü zulmediyorsa, insanlıktan nasibini almamış demektir" -"Kadını ve erkeği cinsiyetçi paranteze hapsedenler, aslında her ikisinin de önce insan olduğu gerçeğini perdeliyor demektir" -"Bu anlayışla siyaset sahnesine çıktığımız günden beri, kadınların sosyal hayata, siyasal hayata aktif ve eşit olarak katılmaları için gayret gösterdik" -"Kemikleşmiş önyargıları kırmak, yanlış uygulamaları ortadan kaldırmak için gerçekten büyük mücadeleler verdik" -"Gerek buradaki misafirlerimiz gerekse ekranları başında bizleri izleyen vatandaşlarımız; kadının statüsünün güçlendirilmesi, kadınların önündeki engellerin kaldırılması noktasında neler yaptığımızı çok ama çok iyi biliyor" -"Göreve geldiğimizde yüzde 27,9 olan kadınların iş gücüne katılım oranını yüzde 34,7'ye çıkardık. Aynı dönemde kadın istihdam oranı yüzde 25,3'ten yüzde 31,7'ye çıktı" -"Bir diğer başarımız siyasi temsildir. 2002'de parlamentomuzda sadece 24 kadın milletvekili görev yapıyordu; son seçimlerde bu sayı 119'a çıktı. Kadınların Meclis'te temsil oranı ise 5 kat artışla yüzde 19,83'e ulaştı" -"Aynı başarıyı kadın kamu çalışanı oranında da görüyoruz. 28 Şubat'ın vesayetçi zihniyetinin kamuda kadınlara kapattığı tüm kapıları ardına kadar biz açtık. Başörtüsü yasağına son vererek, kadınların hiçbir engelle ve baskıyla karşılaşmadan bürokrasinin tüm katmanlarında çalışabilmelerini sağladık" -"Bilhassa akademi, mülkiye, adliye, askeriye gibi kadınların erişim alanı dışında tutulan mesleklerde kadınların önüne örülen tüm duvarları yıktık" -"Bugün sadece ikna odalarından ikna edilemeyen hanım kardeşlerimiz değil, aynı zamanda onların çocukları da her kurumda çalışıyor, kamusal alanda varlık gösteriyor, iş ve siyaset dünyasında başarılarıyla temayüz ediyor" -"Kadınlar, inançlarına uygun yaşamak ile hayallerindeki mesleği icra etmek arasında bir tercihte bulunmaya artık zorlanmıyor. Bu sonucun bir göstergesi olarak kadın kamu çalışanlarının oranı, sadece son 12 yılda yüzde 34,2'den yüzde 43,38'e yükseldi" -"Bir diğer kanayan yaramız kadına ve çocuğa yönelik şiddet. Bu konuda her zaman "sıfır tolerans" yaklaşımıyla hareket ettik. 2005’te Türk Ceza Kanunu’nda yaptığımız değişiklikle kadına yönelik şiddetin önüne geçilmesinde önemli bir eşiği aştık" -"2012 yılında 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’u yürürlüğe koyduk, nüfusu 100 bini geçen belediyelere konuk evi açma mecburiyeti getirdik" -"2014’te Ceza Kanunumuzda yaptığımız düzenlemeyle cinsel suçlara yönelik cezaları artırdık. 2020’de 6284 sayılı kanun kapsamında ihtisas mahkemelerini kurduk. 2021 ve 2022’de kadına karşı işlenen suçların cezalarını artırmak suretiyle caydırıcılığı güçlendirdik" -"2023’te yayınladığımız Cumhurbaşkanlığı Genelgesiyle bu konudaki hassasiyetimizi teyit ve tescil ettik" -"Şiddet Önleme ve İzleme Merkezlerimizin sayısını 86’ya çıkardık. Bakanlığımıza bağlı 112 kadın konuk evimiz 81 ilimizde şu anda hizmet veriyor. Sayısını 434’e çıkardığımız sosyal hizmet merkezleri, şiddetle mücadele irtibat noktalarıyla koruyucu ve önleyici hizmetlerimizi ulaşılabilir kıldık" -"Alo 183 hattıyla, Kadın Destek Uygulamamız KADES ile en küçük sıkıntılarında 7 gün 24 saat esasıyla kadınların yanında oluyoruz" -"Bizim kadına ve çocuğa karşı şiddet hususunda duruşumuz bellidir: Ne adı ne olursa olsun, kadına şiddet insanlığa ihanettir" -"Türkiye, şiddetle mücadele konusunda çok önemli bir mesafe kaydetmiştir. Hatta hiçbir temeli olmayan "sözleşme yaşatır" sloganıyla hükümetimizi eleştirenlerin bize örnek gösterdiği ülkelerin kahir ekseriyetinden daha iyi bir yerdeyiz" -"Bunun için biz "sözleşme değil, kanun yaşatır" diyor ve mevzuatı ihtiyaçlara göre geliştiriyoruz" -"Nerede bir aksama, aksaklık varsa gideriyor; kadına ve çocuğa yönelik şiddetin kökünü kurutmak için ne gerekiyorsa hiç tereddüt etmeden yapıyoruz" -"Tek bir kadın veya çocuk şiddet kurbanı olmayana kadar bu mücadelemizi kararlılıkla devam ettireceğiz" -"Son olarak biliyorsunuz, geçen hafta Meclisimize bir kanun teklifi ilettik. Buna göre kamuda ve özel sektörde çalışan annelerin doğum izin sürelerini 16 haftadan 24 haftaya çıkarıyoruz" -"Aynı düzenlemede özel sektör çalışan babaların babalık iznini de kamuda olduğu gibi 5 günden 10 güne çıkarmayı amaçlıyoruz. Bayramdan sonra yasalaşmasını ümit ettiğimiz teklifin şimdiden tüm anne-babalara hayırlı olmasını diliyorum" İSTANBUL (İHA) - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Kadın erkek fark etmeksizin hepimiz aynı bağın gülü, aynı sazın telleriyiz. Her kim, hangi bahane ile ayrımcılık yapıyorsa, bu milletin asli kimliğini oluşturan değerlere ihanet ediyor demektir. Her kim, kadına ve çocuğa şiddet uyguluyorsa, zulmediyorsa, insanlıktan nasibini almamış demektir" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla "Sürdürülebilir Kalkınmada Kadın Hamlesi" temasıyla düzenlenen iftar programına katıldı. Şişli’de bulunan bir otelde gerçekleştirilen programa, TBMM Meclisi Başkanı Numan Kurtulmuş, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan ve çok sayıda davetli katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, eşi ve kızının kadınlar gününü kutlayarak başladığı konuşmasında, "Muhterem eşim ve sevgili kızlarımla birlikte bir anne, eş, kardeş, yoldaş ve evlat olarak hayatımıza anlam ve değer katan tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü şimdiden kutluyorum. Siz kardeşlerimin yanı sıra, evladını vatan uğruna şehit vermiş, en az şehit evlatları kadar kahraman şehit anlarının hepsi birer metanet timsali olan şehit eşlerinin ve şehit kızlarının, Gazze’den, Suriye’ye, Yemen’den, Sudan’a gönül ve kültür coğrafyamızın farklı köşelerindeki acılı annelerin, acılı eşlerin, 8 Mart Dünya kadınlar gününü tebrik ediyor, kendilerini buradan hürmetle selamlıyorum. Bağırlarına basarak okula gönderdikleri kız çocuklarının mezarına sarılan, yüreği yanık İranlı anneleri ayrıca selamlıyor, ülkemizdeki kadınlar adına kendilerine bir kez daha taziyelerimizi iletiyor, acılarını yürekten paylaştığımızı ifade ediyorum. Afrika’nın yoksul ve cefakar kadınlarının, Afganistan’ın, Arakan’ın, Somali’nin mazlum kadınlarının, İsrail’in kendi topraklarında huzura hasret bıraktığı Lübnanlı kadınların, Batıda, sinema, moda ve medya sektörlerinin acımasız dişleri arasında ezilen, şiddete ve istismara uğrayan tüm kadınların, Dünya Kadınlar Gününü tebrik ediyor, kendilerine Türkiye’den hem dayanışma mesajlarımızı hem de kucak dolusu selamlarımızı gönderiyoruz. Savaşlar ve zulümlerde hayatını kaybedenlerle birlikte ülkemizde teröre ve şiddete kurban verdiğimiz tüm kadınlara Rabbimden rahmet ve mağfiret niyaz ediyorum" şeklinde konuştu. "Her gün biraz daha derinleşen yoksulluğun yükü altında ezilen yine kadın ve çocuklardır" Erdoğan konuşmasının devamında kadınların dünya üzerinde yaşadığı zorluklara değinerek, "Dünya Kadınlar Günü'nü küresel ölçekte kadın sorunlarının ağırlaştığı, özellikle yakın çevremizde kadınların çok zor günler yaşadığı bir dönemde karşılıyoruz. Elini vicdanına koyan herkes, şu tabloyu çok net görebiliyor. Bugün, başta bölgemiz olmak üzere, dünyanın farklı yerlerinde çatışma var, bunun acısını en çok kadınlar çekiyor. Bugün dünya, büyük bir gelir dağılımı adaletsizliği ile karşı karşıya. Bundan en çok kadınlar mağdur oluyor. Bugün dünyada, batıl inançlardan, asabiyeden, yanlış örf ve adetlerden kaynaklanan ayrımcılık var. Bu durum en çok kadınları olumsu etkiliyor. Bugün dünyayı devasa bir markete dönüştüren tüketim çılgınlığı çarkı öncelikle kadınlık onurunu hedef alıyor. En fazla kadın emeğini sömürüyor. Gazze’de İsrail’in iki yıl boyunca katlettiği 72 binden fazla kardeşimizin çoğu kadın ve masum çocuklar. Suriye’de 13 buçuk yıllık zulmün ardından kayıplarını yüreklerine gömerek, yeniden hayata tutunmaya çalışanların çoğu kadın ve çocuklar. Afrika’da kıtlığın, açılığın ve her gün biraz daha derinleşen yoksulluğun yükü altında ezilen yine kadın ve çocuklardır. Komşumuz İran’a yönelik saldırıların yükünü sırtlanmak zorunda kalanların ekseriyeti aynı şekilde kadın ve çocuklardır. Vicdan sahipleri olarak hepimiz bunu görüyor ve bu hazin tablodan büyük bir üzüntü duyuyoruz. Sadece görmekle kalmıyor, aynı zamanda tepkimizi de ortaya koyuyoruz. Türkiye, yakın çevresinden başlayarak, yeryüzünün farklı noktalarındaki bu adaletsizliklere, bütün bu zulümlere en güçlü tepkiyi veren, nerede olursa olsun ayrımcılığa, hukuksuzluğa itiraz eden ülkelerin başında geliyor. Komşumuz İran’da olduğu gibi, nerede bir yangın varsa, su taşımaya, nerede bir yara kanıyorsa, ona merhem olmaya çalışıyoruz. Ülkemiz, insani değerleri merkeze alan haysiyetli duruşun en büyük bekçisi hanım kardeşlerimizdir" dedi. "Sırf cinsiyeti veya etnik kimliği dolayısıyla hor, hakir görmenin bizim kitabımızda yeri yoktur" Erdoğan, savaşlarda ülkemizi ayağa kaldırmada kadınların emeğinin ve payının olduğuna vurgu yaparak, "Peş peşe savaşlardan ve en son İstiklal Harbi'nden sonra yorgun düşen ülkemizi tekrar ayağı kaldırmışsak, Cumhuriyetimizi her gün biraz daha güçlendirerek 103 yaşına getirmişsek, bunda kadınlar olarak emeğiniz, fedakarlıklarınızın, çabalarınızın yadsınamaz payı vardır. Kadınlar karşılaştıkları tüm zorluklara ve engellere rağmen, çalışkanlıkta, yetenekte, üretimde, canlarını dişlerine katarak ülkemizin bugünkü iftihar ettiğimiz seviyelerine ulaşmasına eşsiz katkılar yapmışlardır. Biz kadına yönelik ayrımcılığın, her türlüsünü reddeden, kadın ve erkeği bir, beraber gören, bir medeniyetin temsilcileriz. Bizler, her varlığa, her canlıya Allah’ın, ayeti nazarıyla bakan yüksek, bir tasavvura sahibiz. Bizim inanç ve ruh dünyamızda şayet insan için bir üstünlük aranacaksa, bu sadece ve sadece takva ile liyakat ile emek ve üretkenlikle ile ilgilidir. Irk ayrımcılığı, mezhep, köken ayrımcılığı bizim kitabımızda yazmadığı gibi, cinsiyet ayrımcılığı da, bizim kitabımızda yer almaz. Sırf cinsiyeti veya etnik kimliği dolayısıyla hor, hakir görmenin bizim kitabımızda yeri yoktur. Başkasının özgürlük alanını sınırlamadıkça, insanların kişisel tercihlerine, hayat tarzlarına, yaradılıştan gelen özelliklerine saygı duymak, farklılıkları bir zenginlik olarak görmek sadece erdemli olmanın değil, aynı zamanda insan olmanın gereğidir. Hak olarak ta, sorumluluk olarak da, kadın erkeğin arkasında değil, bilakis erkeğin yanı başındadır, omuz omuzadır. Kadın erkek demeden bir bütünün ayrılmaz parçalarıyız. Kadın erkek fark etmeksizin hepimiz aynı bağın gülü, aynı sazın telleriyiz. Her kim, hangi bahane ile ayrımcılık yapıyorsa, bu milletin asli kimliğini oluşturan değerlere ihanet ediyor demektir. Her kim, kadına ve çocuğa şiddet uyguluyorsa, zulmediyorsa, insanlıktan nasibini almamış demektir. Kadını ve erkeği bir paranteze hapsedenler, her ikisinin de önce insan olduğu gerçeğini perdeliyor demektir. Bu anlayışla siyaset sahnesine çıktığımız günden beri, kadınların sosyal, siyaset hayata aktif ve eşit olarak katılmaları için gayret gösterdik. Kemikleşmiş ön yargıları kırmak, yanlış uygulamaları ortadan kaldırmak için büyük mücadeleler verdik" diye konuştu. "Başörtüsü yasağına son vererek, kadınların hiçbir engelle ve baskıyla karşılaşmadan bürokraside tüm katmanlarda çalışabilmelerini sağladık" Cumhurbaşkanı Erdoğan, iktidara geldikleri günden bu yana kadın iş gücüne verdikleri desteğe değinerek, "Göreve geldiğimizde, yüzde 27,9 olan kadınların iş gücüne katılım oranını, yüzde 34,7’ye çıkardık. Aynı dönemde kadın istihdam oranı, yüzde 25,3’ten, yüzde 35,7’ye çıktı. 2002’de, parlamentomuzda sadece 24 kadın milletvekili görev yapıyordu. Son seçimlerde bu sayı, 119’a çıktı. Kadınların mecliste temsil oranı ise, 5 kat artış ile yüzde 19,83’e ulaştı. Aynı başarıyı kadın kamu çalışanı oranında da görüyoruz. 28 Şubat’ın vesayetçi zihniyetin kamu da kadınlara kapattığı tüm kapıları ardına kadar biz açtık. Başörtüsü yasağına son vererek, kadınların hiçbir engelle ve baskıyla karşılaşmadan bürokraside tüm katmanlarda çalışabilmelerini sağladık. Bilhassa, akademi, mülkiye, adliye ve askeriye gibi kadınların erişim alanı dışında tutulan mesleklerde kadınların önüne örülen tüm duvarları yıktık. Bugün sadece ikna odalarında, ikna edilemeyen hanım kardeşlerimiz değil, aynı zamanda onların çocukları da her kurumda çalışıyor, kamusal her alanda, kararlılık gösteriyor, iş ve siyaset dünyasında, başarılarıyla temayüz ediyoruz. Kadınlar, inançlarına uygun yaşamak ile hayallerindeki mesleği icra etme arasında bir tercihte bulunmaya artık zorlanmıyor. Bunun bir sonucu olarak kadın kamu çalışanlarının oranı, sadece son 12 yılda yüzde 34, 2’den, yüzde 43,38’e yükseldi. Bir diğer kanayan yaramız, kadına ve çocuğa yönelik şiddetti. Bu konuda her zaman sıfır tolerans yaklaşımı ile hareket ettik. 2005’te Türk Ceza Kanununda yaptığımız değişikle, şiddetin önüne geçilmesinde önemli bir eşiği aştık. 2012 yılında 6284 sayılı kadının ve ailenin korunmasına yönelik kanunu yürürlüğe koyduk. Nüfusu 100 bini geçen belediyelere konuk evi açma mecburiyeti getirdik. 2020'de 6284 sayılı Kanun kapsamında ihtisas mahkemelerini kurduk. 2021 ve 2022'de kadına karşı işlenen suçların cezalarını artırmak suretiyle caydırıcılığı güçlendirdik. 2023'te yayınladığımız Cumhurbaşkanlığı genelgesiyle bu konudaki hassasiyetimizi teyit ve tescil ettik. Şiddet Önleme ve İzleme Merkezlerimizin sayısını 86'ya çıkardık. Bakanlığımıza bağlı 112 Kadın Konuk Evimiz, 81 ilimizde şu anda hizmet veriyor. Sayısını 434'e çıkardığımız Sosyal Hizmet Merkezi Şiddetle Mücadele İrtibat Noktaları ile koruyucu ve önleyici hizmetlerimizi ulaşılabilir kıldık. Alo 183 hattıyla kadın destek uygulamamız KADES ile en küçük sıkıntılarında 7 gün 24 saat esasıyla kadınların yanında oluyoruz. Bizim kadına ve çocuğa karşı şiddet hususumuz bellidir, ne olursa olsun, kadına şiddet, insanlığa ihanettir. Türkiye, şiddetle mücadele konusunda çok önemli bir mesafe kaydetmiştir. Hatta hiçbir temeli olmayan ‘sözleşme yaşatır’ sloganı ile hükümetimizi eleştirenlerin, hükümetimizi örnek gösterdiği ülkelerin kahir ekseriyetinden daha iyi bir yerdeyiz" şeklinde konuştu.

Video Bilgileri

İSTANBUL, TÜRKİYE

07 Mart 2026 23:47:27

Politika


Abone Servisi

Abone Servisi
+90 (212) 454 3303


facebook twitter

Yorum Ekle