(ANKARA-2) Cumhurbaşkanı Erdoğan: Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Savaş, Netanyahu'nun ikbal savaşı ama ceremesini 8 milyar çekiyor"
(ANKARA-2) Cumhurbaşkanı Erdoğan: Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Savaş, Netanyahu'nun ikbal savaşı ama ceremesini 8 milyar çekiyor" - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: - "Nevruz'u bahane ederek milletimizin sinir uçlarıyla oynayan alçaklarla ilgili gerekeni yapıyoruz" - "(Terörsüz Türkiye) 17 aydır büyük bir sağduyu ile yürüttüğümüz süreci inşallah menziline ulaştıracağız" - "Dünyanın bu yeni çatışma ve savaş konjonktürüne Türkiye olarak, iktidar olarak çok iyi hazırlandık" - "Çok geniş skalada yerli milli imkanlarla büyük işler başardık" - "Birilerinin bizi çekmek istediği tuzaklara düşmüyoruz, ülkemizi ateş çemberinin dışında tutmakta kararlıyız" - "Beklenmedik şoklar karşısında Türkiye ekonomisinin direnç eşiği şu an tarihinin en yüksek seviyesindedir" ANKARA (İHA) - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Savaş, Netanyahu'nun ikbal savaşı ama ceremesini 8 milyar çekiyor. Netanyahu'nun başında olduğu katliam şebekesi bölge barışı adına, insanlık adına artık derhal durdurulmalı, her ülke bu konuda cesur ve ön alıcı bir tutum sergilemelidir" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde gerçekleştirilen Kabine Toplantısı'nın ardından açıklamalarda bulundu. Türk milletinin ve tüm İslam aleminin geçmiş Ramazan Bayramı'nı tebrik eden Erdoğan, Ramazan boyunca paylaşma ve yardımlaşma duygularını en üst seviyede yaşamaya çalıştıklarını ifade ederek, Ramazan sevincine gölge düşürmeye çalışanlara rağmen 86 milyon olarak dost kardeş olmanın sıcaklığının kalplerde hissedildiğini aktardı. "Ramazan ayında 592 bin vatandaşımız bu vesile ile külliyemizi ziyaret etti"- Bu sene ikincisi düzenlenen Külliye’de Ramazan programının halkın ilgisine mazhar olduğunu dile getiren Erdoğan, "592 bin vatandaşımız bu vesile ile külliyemizi ziyaret etti. Özellikle çocuklarımız, kendileri için hazırlanan 12 bin metrekarelik alanda Ramazan sevincini doyasıya yaşadılar. Konferanslar, konserler, söyleşiler, imzalar da dahil 8 binin üzerinde etkinliğin düzenlendiği Külliye'de Ramazan programının Ankara'da çok önemli bir ihtiyacı giderdiğini memnuniyetle müşahede ettik" dedi. Hedef alınan Maarifin Kalbinde Ramazan programının okullarda Ramazan ayının farklı atmosferde teneffüs edilmesine katkı sağladığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Kim ne derse desin, milletle etle tırnak gibiyiz. 86 milyon ile ezelden ebede kadar kardeşiz. İnşallah bu topraklarda yaşadığımız müddetçe sıkılmış bir yumruk misali tek yürek, tek bilek olmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. Bayramın üçüncü günü Katar’da bir helikopterin kaza kırıma uğraması sonucu alınan acı haberin yürekleri dağladığını belirten Erdoğan, "Katar'da eğitim faaliyetleri icra eden bir helikopterin kaza kırıma uğraması sonucu 4'ü Katarlı olmak üzere 7 personel şehit oldu. Kazada şehit olan Hava Savunma Binbaşı Sinan Taştekin, ASELSAN teknisyenleri Süleyman Cemre Kahraman ve İsmail Enes Can ile Katar Silahlı Kuvvetleri mensuplarına Cenab-ı Allah’tan rahmet niyaz ediyorum. Katarlı kardeşlerimizin acılarını paylaşıyor, şehitlerimizin ailelerine ve yakınlarına başsağlığı diliyorum" diye konuştu. "Nevruz'u bahane ederek milletimizin sinir uçlarıyla oynayan alçaklarla ilgili gerekeni yapıyoruz" Bu yıl Ramazan Bayramı’nın ikinci gününün baharın müjdecisi Nevruz Günü’ne tekabül ettiğini hatırlatan Erdoğan, "Nevruz; Anadolu'dan Kafkaslara, Orta Asya'dan Orta Doğu'ya pek çok yerde kardeş halklar tarafından asırlardır bayram havasında kutlanıyor. Daha önceki yıllarda Nevruz'un ruhuna hiç yakışmayan tatsız hadiseler yaşanmakla birlikte terörsüz Türkiye sürecimizin de etkisiyle son iki yıldır bu olayların ciddi şekilde azaldığını görüyoruz. Diyarbakır ve İstanbul'da olduğu gibi, Nevruz'u bahane ederek milletimizin sinir uçlarıyla oynayan alçaklarla ilgili de gerekeni yapıyoruz. Nevruz'un temsil ettiği değerlere gölge düşüren hiçbir provokasyona izin vermeyiz" ifadelerine yer verdi. "(Terörsüz Türkiye) 17 aydır büyük bir sağduyu ile yürüttüğümüz süreci inşallah menziline ulaştıracağız" Erdoğan, terörsüz Türkiye sürecini baltalamayı amaçlayan tahriklerin gereken cevabı alacağını vurgulayarak, "Türkiye'yi girdiği bu hayırlı yoldan döndürmeye ne provokatörlerin ne de onların özellikle ipini ellerinde tutan ağababalarının gücü yetmeyecektir. Önümüze çıkan çeşitli engellere rağmen 17 aydır büyük bir sağduyu ile yürüttüğümüz süreci inşallah menziline ulaştıracağız. Yolumuz yokuş olabilir ama ülkemizin önü açıktır, ufku açıktır. Allah'ın izniyle yarınları aydınlıktır. Terörsüz Türkiye sürecimiz nasıl yarım asırlık kanlı bir oyunu bozuyorsa terörsüz bölge idealimiz de Türkler, Kürtler, Araplar ve Farslar arasına nifak duvarları örmek isteyenlerin planlarına set çekmektedir. Bunu önce Suriye'nin kuzeyindeki gelişmelerde gördük. Son olarak bunu İran'a yönelik kotarılmak istenen kirli planda gördük. Sadece bu iki bölgesel gelişmeye bakmak bile bizim bir buçuk sene önce ortaya koyduğumuz vizyonun isabetini ve stratejik değerini anlamak için kafidir. Birlik ve beraberliğimiz güçlendikçe, kardeşliğimiz pekiştikçe, silah ve şiddetin devri kapandıkça kazananı hep söylediğimiz gibi ülkemiz olacak, milletimiz olacak, bölgemizdeki kardeş halklar olacaktır. Bundan hiçbir vatandaşımızın şüphesi olmasın" ifadelerine yer verdi. Gerek halkla buluşma ve kucaklaşma gerekse dış politik temaslar bağlamında oldukça yoğun iki haftayı geride bıraktıklarına değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "12 Mart'ta Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’i Külliyemizde ağırladık ve kendisine Atatürk Uluslararası Barış Ödülünü bizzat takdim ettik. Gazze'deki soykırım başta olmak üzere, insani krizlere karşı en başından beri ilkeli ve tutarlı bir tavır ortaya koyan Guterres'e bir kez daha şahsım ve milletim adına teşekkür ediyorum. 13 Mart'ta Cerrahpaşa Tıp Fakültemizin birinci etabının temelini attık ve yapımı tamamlanan 16 hizmet binamızın resmi açılışını gerçekleştirdik. Aynı akşam Milli İrade Platformu tarafından tertip edilen iftar programına iştirak ederek İstanbul'daki kardeşlerimizle bir araya geldik. Tıp Bayramı’nı kutladığımız 14 Mart'ta ise sağlık çalışanlarımızla aynı iftar sofrasını paylaştık. Bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi'ni idrak ettiğimiz 16 Mart'ta Kur'an-ı Kerim'i Güzel Okuma Yarışması Büyük Finali’ne katılarak hocalarımızla, hafızlarımızla aynı manevi havayı soluduk. Tilavetleriyle gönlümüze ferahlık veren Kur'an bülbülü kardeşlerimi bir kez daha tebrik ediyorum. Bu güzel programı tam 10 yıldır başarıyla ekranlara taşıyan TRT ailemize ve Diyanet İşleri Başkanlığımıza şahsım ve milletim adına teşekkür ediyorum. 17 Mart'ta Ankara'da Hacı İbrahim Demir Camii'mizi ibadete açtık. Yıllarca yer altı mescitlerine mahkum ve mecbur edilen başkentimize hem Selçuklu hem de Osmanlı mimarisinden izler taşıyan yeni bir camiyi daha böylelikle kazandırmış olduk. Aynı gün bu kez gazeteci ve yazarlarımızı milletin evinde misafir ettik. Tarihimizin en şanlı zaferlerinden biri olan 18 Mart Çanakkale Destanı'nın 111. yıl dönümünde hem eğitim ailemizle buluştuk hem de Külliyemizde sahnelenen Şüheda 1915 tiyatro oyununu izledik. Ramazan Bayramı'nın ilk gününde Rize'de vatandaşlarımızla bir araya geldik. Devamında Güneysu Tenzile Erdoğan Devlet Hastanemizin resmi açılış törenini icra ettik. Hem Güneysu ilçemize hem de Rize'mize sağlık alanında çok önemli bir değer katan hastanemizin hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum" diye konuştu. "Dünyanın bu yeni çatışma ve savaş konjonktürüne Türkiye olarak, iktidar olarak çok iyi hazırlandık" Küresel sistemin 2008 krizinden bu yana sancılı ve sarsıntılı olduğu kadar köklü bir değişim ve dönüşüm geçirdiğini dile getiren Erdoğan, "Söz konusu değişim dört ana eksende aktörler arasındaki rekabeti ciddi manada kızıştırmaktadır. Uluslararası sistem temelde şu soruların cevabını aramaktadır. Teknolojiye kim yön verecek? Veriyi ve yapay zekayı kim yönetecek? Üretim, tedarik ve tüketim zincirlerini kim domine edecek? Enerji kaynaklarını ve ticaret yollarını kim kontrol edecek? Çok kutupluluğa doğru evrilen dünya düzeninde yeni kutup başları kimler ve hangi ülkeler olacak? Can yakıcı sonuçlarıyla bir süredir yüzleştiğimiz meselelerin özü ve özeti bu sorulara verilecek cevaplarda mahfuzdur. Tıpkı bir asır önce olduğu gibi yeni dünya düzeninin mücadele sahası olarak bir kere daha bölgemiz belirlenmiştir. Klasik ittifaklar çözülürken benzer tehdit ve tehlikelerle karşı karşıya olan ülkeler arasında yeni ittifaklar kurulmaktadır. Yine bu süreçte bölgesel iş birliğinin daha önce hiç olmadığı kadar öne çıktığını görmekteyiz. Dünyanın bu yeni çatışma ve savaş konjonktürüne Türkiye olarak, iktidar olarak hamdolsun çok iyi hazırlandık" dedi. "Çok geniş skalada yerli milli imkanlarla büyük işler başardık" Türkiye’nin enerji arz güvenliğini güçlendirecek adımların atıldığını, hem kaynak çeşitlendirmesine hem de kendi yer altı kaynaklarını devreye alacak projeleri hayata geçirdiklerine vurgu yapan Erdoğan, "Ulaştırma alanında zaten ülkemizin kısa sürede yazdığı destan ortadadır. Şayet Londra'dan Çin'e kadar kesintisiz demir yoluyla gidilebiliyorsa bu ülkemizde inşa ettiğimiz demir yolları, köprüler, tüneller sayesindedir. Ana muhalefetin 'kuşların göç yolunu engelliyor' diyerek karşı çıktığı İstanbul Havalimanımız; bayram boyunca 5 bin 871 uçuşla toplam 874 bin yolcuya hizmet verdi. Havalimanlarımızın tamamında 16 bin 851 uçak trafiği ile 2 milyon 531 bin yolcuya hizmet sunuldu. Demir yollarımızı 2 milyon 490 bin kişi kullandı. Diğer taraftan bankacılık sistemimiz başta olmak üzere finansal yapımızı beklenmedik şoklara karşı dayanıklı hale getirdik. Toplam 47 ülke ile yüksek düzeyli iş birliği konseyleri tesis ettik. Afrika ve Latin Amerika gibi ilişkilerimizin kısıtlı olduğu coğrafyalarla ticari ve beşeri münasebetlerimizi ilerlettik. Sanayi ve üretimde 182 yeni organize sanayi bölgesi, 85 yeni teknopark kurarak altyapımızı tahkim ettik. Savunma sanayiinde katettiğimiz mesafe ise akademik çalışmalara konu olan büyük bir başarı hikayesidir. Karşılaştığımız onca engele, gizli açık ambargoya rağmen hamdolsun pek çok alanda kendi kendine yeten bir ülke konumuna geldik. İnsansız hava araçlarından füze ve roketlere, elektronik harp sistemlerinden hava savunma yeteneklerine, savaş gemilerinden top, tank, helikopter, zırhlı araç ve obüslere kadar çok geniş bir skalada yerli milli imkanlarla büyük işler başardık. Bir başka devrimi ülkemizin güvenlik paradigmasında gerçekleştirdik. Türkiye'nin güvenlik çemberini hudutlarımızın ötesine kadar genişlettik. Yolumuza konulan takozları tek tek kaldırarak, önümüze örülen duvarları bir bir yıkarak bu günlere geldik. Darbe girişiminden sokak olaylarına, terör saldırılarından salgına, depremden bölgesel çatışmalara kadar tek başına bir ülkeyi yere serecek badireleri biz olabilecek en az hasarla atlattık" açıklamasında bulundu. "Birilerinin bizi çekmek istediği tuzaklara düşmüyoruz, ülkemizi ateş çemberinin dışında tutmakta kararlıyız" Türkiye’nin doğruya doğru, yanlışa yanlış diyebilme cesareti gösteren nadir ülkelerden biri olduğuna dikkati çeken Erdoğan, "28 Şubat'ta komşumuz İran'a yönelik İsrail'in baskısıyla başlayan saldırılar sonrasında ülkemizin bu vasfı daha çok konuşulmaya başlandı. Türkiye; bölgemizi kan ve barut kokusuna boğan bu süreci ilk günden itibaren doğru okuyan, doğru analiz eden, devlet aklının temsilcisi olarak adından övgüyle söz ettiren ülkelerin en başında yer alıyor. Hamdolsun ki tarihimizin hiçbir döneminde oyuna gelmedik. Bugün de birilerinin bizi çekmek istediği tuzaklara düşmüyoruz. Tedbirli, temkinli ve soğukkanlı bir şekilde, sükuneti elden bırakmadan, kardeşlik ve komşuluk hukukuna riayet ederek bu süreci yönetiyoruz. Ülkemizi bu ateş çemberinin dışında tutmakta kararlıyız. Savaşın bölge ülkeleri arasında bir yıpratma savaşına dönüşmesini asla istemiyoruz. Savaş; sadece şehirlerde ve üretim tesislerinde değil, zihinlerde ve gönüllerde açtığı tahribatla da derin izler bırakmaktadır. Özellikle körfezdeki ülkelere yönelik misillemelerin böyle bir riski vardır. Bunlar karşılıklı öfkeyi büyütecek, nefreti körükleyecek, kardeşler arasına yeni nifak tohumlarının ekilmesine zemin hazırlayacaktır. Buna fırsat verilmemelidir" ifadelerini kullandı. "Savaş, Netanyahu'nun ikbal savaşı ama ceremesini 8 milyar çekiyor" Savaşın uzamasıyla başka komplikasyonların da ortaya çıktığını söyleyen Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: "Bilhassa dünya enerji ticaretinin yüzde 20'sinin geçtiği stratejik Hürmüz Boğazı'nın kapanması küresel ekonomiyi ciddi bir türbülansa sokmuştur. 28 Şubat'tan bu yana Brent petrolün varil fiyatı yüzde 40 artmıştır. Bunun üzerine kimi ülkeler yakıt tüketimini düşürmek amacıyla depolara litre kısıtlaması getirmekten okulların tatil edilmesine kadar bir dizi tedbiri devreye almıştır. Günden güne kabaran ekonomik fatura karşısında savaşın bir an önce sona erdirilmesine yönelik çağrılar hız kazanmıştır. Son 25 gün bize şunu göstermiştir; savaş, İsrail'in savaşı olmakla birlikte bedelini tüm dünya ödüyor. Savaş, Netanyahu'nun ikbal savaşı ama ceremesini 8 milyar çekiyor. Netanyahu'nun başında olduğu katliam şebekesi bölge barışı adına, insanlık adına artık derhal durdurulmalı, her ülke bu konuda cesur ve ön alıcı bir tutum sergilemelidir. Daha fazla yıkım olmadan, daha fazla kan dökülmeden, araya daha fazla husumet girmeden, tüm bunların yanı sıra küresel ekonomide telafisi yıllar alacak tahribat oluşmadan bu anlamsız ve hukuksuz savaş bitmeli, diyalog kapısı açılmalı, sonuç alıcı müzakere sürecine süratle başlanmalıdır. İsrail'in uzlaşmaz, maksimalist, radikal tavrının diplomatik çözüm yollarını kundaklamasına müsaade edilmemelidir. Dünya barışı ve istikrarına önem veren hiçbir ülke bundan böyle İsrail'in haksız yere bölgemizde yaktığı ateşe odun taşımamalıdır. Türkiye tüm gücüyle, tüm imkanlarıyla, uhdesinde bulunan tüm araçlarla barışın, adaletin, istikrarın tesisi için çalışmaya devam edecektir." "Beklenmedik şoklar karşısında Türkiye ekonomisinin direnç eşiği şu an tarihinin en yüksek seviyesindedir" Kabine’nin 60’ıncı toplantısında trafik güvenliğinden enerjiye, bölgesel gelişmelerden dış politikaya kadar pek çok konuyu değerlendirdiklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bilhassa son günlerde araç sahiplerinin serzenişlerine sebep olan plaka, görüntü ve ses sistemleriyle ilgili uygulama sürecinin vatandaşlarımızda yeni mağduriyetlere yol açmadan çok dikkatli yönetilmesi noktasında İçişleri Bakanlığımızı talimatlandırdık. Öte yandan, İran'daki savaşın piyasalarda sebep olduğu dalgalanmaları yakından takip ediyoruz. Petrol fiyatlarını aniden yükselten bu küresel şokun hiç kuşkusuz Türkiye ekonomisine de yansımaları olmaktadır. Tüm dünyayı olumsuz etkileyen bu süreçten vatandaşlarımızı korumak için eşelmobil gibi farklı tedbirleri devreye alıyoruz. Bu tür beklenmedik şoklar karşısında Türkiye ekonomisinin direnç eşiği şu an tarihinin en yüksek seviyesindedir. Bundan hiç kimsenin tereddüdü olmasın. Türkiye'nin bugünkü seviyelerine gelmesinin temelinde siyasette istikrar ve güven ortamının kökleşmesi vardır. Siyasette güveni ve istikrarı koruduğumuz sürece Allah'ın izniyle her türlü engeli aşar, her türlü sıkıntının üstesinden kolayca geliriz" açıklamasında bulundu.